Yavrular topraktan çıktı, uçuş dersleri başladı: Şanlıurfa’nın en neşeli kuşları

Haber gorseli


Şanlıurfa’nın höyük benzeri toprak tepeleri her ilkbahar yeşil arıkuşlarının (Merops persicus) binlerce kilometre öteden dönerek yuva kurduğu doğal üreme alanlarına dönüşüyor.

Türkçede “yeşil arıkuşu” ya da “mavi yanaklı arıkuşu” olarak bilinen bu tür, arıkuşugiller (Meropidae) familyasına ait 22 arıkuşu türünden biridir. Tüylerindeki baskın yeşil renk, yanaklarındaki mavi tonlar, gözlerinin üzerinden geçen siyah çizgi ve boğazlarındaki sarı-kahverengi geçiş, bu kuşu doğanın en çarpıcı renk paletlerinden biri haline getiriyor.

Yetişkin bir bireyin boyu kuyruk telekleri hariç yaklaşık 28-31 santimetre, ağırlığı ise 34-55 gram arasında değişiyor.

Ortadaki uzamış kuyruk telekleri 7 santimetreye kadar uzayabiliyor ve erkeklerin kuyruk telekleri çiftleşme döneminde dişilere göre belirgin biçimde daha uzun görünüyor.

Güçlü göçmen olan yeşil arıkuşları kış aylarını tropikal Afrika’da geçiriyor ve ilkbaharla birlikte Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Orta Asya’daki üreme bölgelerine dönüyor.

Göç sırasında büyük sürüler halinde hareket eden kuşlar, konaklamalarında da toplu olarak beslenip birlikte dinleniyor.

Türkiye’de özellikle güneydoğu bölgesinde yayılım gösteren yeşil arıkuşları, Şanlıurfa’daki kurak ve yarı kurak düzlükleri akasyalı yarıçöl habitatlarına benzer yapısı nedeniyle tercih ediyor.

Arıkuşlarının en dikkat çekici özelliklerinden biri, ağaçlara değil toprağın içine yuva yapmasıdır.

Kumlu yamaçlara, toprak setlere ya da höyük benzeri tepelere yatay tüneller kazan yeşil arıkuşlarının yuva galerisi 1 ila 3 metre uzunluğa ulaşabiliyor.

Tünelin ucunda yumurtaların bırakıldığı özel bir kuluçka odası bulunuyor ve bu odaya dışarıdan yırtıcıların ulaşması neredeyse olanaksız oluyor.

Kazı işini hem erkek hem dişi birlikte üstleniyor; gagalarıyla toprağı kırarken ayaklarıyla gevşeyen kumu bisiklet çevirir gibi bir hareketle geriye atıyorlar.

Yuva kazma sürecinde kuşların gagaları aşınarak kısalıyor ve üreme mevsiminin sonunda gaga boyu gözle görülür biçimde küçülmüş oluyor.

Dişi, tünelin sonundaki kuluçka odasına 4 ila 8 adet küre biçiminde bembeyaz yumurta bırakıyor; tipik bir yuvada 6 ya da 7 yumurta bulunuyor.

Kuluçka süresi 23 ila 26 gün arasında değişiyor ve bu dönemde gündüzleri her iki ebeveyn nöbetleşe yumurtaların üzerine otururken geceleri dişi tek başına kuluçkaya yatıyor.

Yumurtadan çıkan yavrular ilk haftalarda tamamen ebeveynlerine bağımlı kalıyor ve anne baba, tünele sürekli böcek taşıyarak yavruları besliyor.

Yavrular yaklaşık 3 ila 4 hafta içinde tüylenip yuva tünelinin ağzına çıkmaya başlıyor ve Şanlıurfa’da görüntülenen sahne tam da bu uçuş eğitimi anına denk geliyor.

Üreme döneminden önce çiftler 6 ila 8 hafta süren uzun bir kur ritüeli geçiriyor; bu süreçte erkek, havada akrobatik uçuşlar sergileyerek ve dişiye böcek hediye ederek eş seçimini kazanmaya çalışıyor.

Yeşil arıkuşları, adlarının da ele verdiği gibi ağırlıklı olarak arı, eşekarısı ve yaban arısı gibi iğneli böceklerle besleniyor ve bu tür böcekler diyetlerinin yüzde 70’ine kadar çıkabiliyor.

Avrupa arıkuşundan farklı olarak bu tür özellikle yusufçuklara belirgin bir tercih gösteriyor ve avlanma bölgesinde yusufçuk bolsa diyetinin ağırlığı bu yöne kayıyor.

Avlanma tekniği “bekle ve saldır” stratejisine dayanıyor. Açık bir dalda ya da elektrik telinde tüneyerek havayı tarayan kuşlar, bir böcek gördüğünde hızlı ve akrobatik bir dalışla avını havada yakalıyor.

Olağanüstü keskin görüşleri sayesinde bir böceği yaklaşık 60 metre uzaklıktan fark edebiliyorlar.

İğneli bir böcek yakaladıklarında onu doğrudan yutmak yerine Arıkuşları avını tünediği dala geri götürüp avı defalarca sert yüzeye vuruyor, böylece böceği bayıltıp öldürüyor.

Ardından böceğin karın bölgesini dala sürterek iğneyi ve zehir kesesini çıkarıyor. Bu işlem sırasında kuş olası bir zehir sıçramasına karşı gözlerini kapatıyor.

Bu zehir çıkarma davranışı doğuştan gelen bir içgüdü ile yapılıyor. Esaret altında büyütülen yavruların bile ilk denemelerinden itibaren aynı hareketi sergilediği gözlemlenmiş olsa da ilk birkaç seferde iğne yedikleri de kayıtlara geçmiş durumda.

Üreme mevsimi dışında son derece sosyal olan yeşil arıkuşları, geceleri bir dal üzerinde yan yana dizilerek toplu biçimde uyuyor ve birbirleriyle sürekli yuvarlanır tınıda sesler çıkararak iletişim kuruyor.

Yaşam alanlarındaki toprak yapısını değiştiren yuva tünelleri, toprağı havalandırarak diğer organizmaların gelişimine katkı sağlıyor ve bu yönüyle yeşil arıkuşları bir tür ekosistem mühendisi işlevi görüyor.

Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) Kırmızı Listesi’nde şu an “en az endişe” kategorisinde yer alan tür, habitat kaybı ve tarımsal böcek ilaçlarının besin kaynaklarını azaltması nedeniyle bölgesel baskılarla karşı karşıya kalıyor.

Şanlıurfa’daki höyüklerde her ilkbahar tekrarlanan bu yuvalama döngüsü, bölgenin biyolojik çeşitliliğinin canlılığını ve Güneydoğu Anadolu’nun göç yolları üzerindeki kritik konumunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

(AA)

yok

Author: Tolga Öztürk